Whatsapp İletişim Hattımız
0538 418 2546
ONLINE DERSLER

YKSDİL'de tam isabet yap. Hedeflerine bir adım daha yaklaş!

Kaymakamlık Sınavı

Üniversite hazırlık maratonunda, adayların seçebilecekleri yollardan biri olan Yabancı Dil puanı ile öğrenci alan lisans bölümleridir.

Yabancı Dil yerleştirme puanı ile öğrencilerin seçebilecekleri lisans bölümleri, başta İngilizce olmak üzere, birçok dilde, “Dil ve Edebiyat, Öğretmenlik veya Mütercim – Tercümanlık” bölümlerini içerir.

Peki dil öğrencilerinin 11. sınıfta dil alanını seçtikten sonra iki sene boyunca hazırlandıkları, yeni ismiyle YKS-Dil olan bu sınavın içeri nedir ve bu sınava nasıl çalışılır?

YKS-DİL sınavının içeriği

Yabancı Dil testinde adayların kelime bilgisi, dil bilgisi kuralları, okuduğunu anlama becerisi ile ilgili soruları çözmeleri beklenir.

Sınavın içeriğinde bulunan sorular:

-5 kelime sorusu

-10 dil bilgisi sorusu

-5 parçada boşluk doldurma sorusu

-8 cümle tamamlama sorusu

-12 çeviri sorusu

-15 paragrafta anlam sorusu

-5 karşılıklı konuşma sorusu

-5 anlamca yakın cümle sorusu

-5 verilen duruma uygun cümle bulma sorusu

-5 paragraf tamamlama sorusu

-5 paragrafta anlamı bozan cümle sorusu

Bütün bu testler için adaylara tanınan SINAV SÜRESİ 120 dakikadır.

YKS-DİL sınavına nasıl hazırlanmalı?

Sınava hazırlık şu 3 aşamadan geçer:

-Dilbilgisi çalışmaları

-Kelime çalışmaları

-Soru tiplerine yönelik çalışmalar

Dilbilgisi çalışmaları

Sınavın %35’lik kısmını oluşturan dilbilgisi sorularını yapabilmek, İngilizcedeki 12 tane dilbilgisi konusunu iyi bilmekten geçmektedir. Bu konulardan 5 tanesi; Tenses, Modals, Passive-Active, Conjunctions ve Prepositions diğer konulara göre soru olarak daha fazla karşımıza çıktıkları için, dilbilgisi çalışırken öncelikli olarak bu konulara ağırlık vermekte fayda vardır. Ancak, geriye kalan 7 konunun da, sınavda direk olarak karşımıza çıkma ihtimali diğerlerine göre daha düşük olmasına rağmen, sınavın diğer kısımları olan anlama dayalı sorular için elbette ki bilmemiz gereken konulardır.

Yani, bir cümleyi anlayabilmek, eğer kelime bilgimiz de yeterliyse, o cümlenin dilbilgisini de bilip doğru çevirmekten geçer.

Peki, dilbilgisine nasıl çalışılır?

Dilbilgisi, belirli kurallara dayanan ve çoğu zaman ezber gerektirmeyen bir öğe olduğu için, öğrencinin bireysel olarak kitaptan çalışıp, bu alan üzerine eğitim veren özel bir kurumdan destek alarak veya bu alanı iyi bilen bir öğretmen tarafından İngilizce özel ders alarak konuyu anladıktan sonra üzerine yeterli derecede soru çözmesini gerektirir.

Konuyu gereken düzeyde kavradıktan sonra, konu üzerine yeterli soru çözmek, dilbilgisi çalışması için yeterlidir.

Kelime çalışmaları

Geldik işin en önemli ve belki de en yorucu olan kısmına; yani kelime çalışmasına. Öğrencilerin sınavı en etkin düzeyde anlayabilmeleri ve sınavdaki kelime sorularını çözebilmeleri için 2500-3000 kadar kelime bilgisine sahip olmaları gerekmektedir.

Sınavın %35’lik kısmı olan dilbilgisini çıkardığımızda geriye kalan %65’lik kısmı okuduğunu anlama yani kelime bilgisi oluşturmaktadır. İleri düzeyde dil hakimiyetine ve okuduğunu en iyi şekilde anlama yetkinliğine ulaşabilmek için, öğrencilerin bu 2 senelik hazırlık sürecinde 2500-3000 arası kelimeyi öğrenmeleri ana hedeflerden biridir.

Peki, nasıl kelime öğrenmek gerekir?

Kelime çalışması, öğrenciden öğrenciye çok farklılık gösteren bir çalışma türüdür. Önerebileceğimiz tek bir çalışma olmadığı gibi, “şu öğrenci şöyle çalışmalıdır” yaklaşımı da çoğu zaman verimli bir sonuç vermez.

Ancak, aşağıda belirttiğimiz yöntemler, birçok öğrenciden derlediğimiz çalışma türlerinin başında gelmektedir ve kelime çalışmasının standartını oluşturmaktadır diyebiliriz.

– Oluşturduğumuz küçük kartların bir yüzüne, kelimenin İngilizcesini diğer yüzüne ise Türkçesini yazarak tekrar yapmak

– En çok vakit geçirdiğimiz (ev, işyeri vs.) yere post-it ler yapıştırarak, üzerine kelimeleri yazıp, sürekli kelimeyi görmek ve öğrenmek

– Kelimeyi, İngilizce ve Türkçesi şeklinde tekrar tekrar yazarak (5 veya 10 veya daha fazla kere) akılda kalmasını sağlamak.

– Hedef kelimeyle ilgili internet üzerinden araştırma yapıp, o kelimeyi cümle içinde görmek veya kendimiz o kelimeyle ilgili cümle kurmak.

– İnternet üzerinden, ilgimizi çeken bir konuyla ilgili her gün en az bir tane makale okuyup, o makaledeki bilmediğimiz kelimelerin anlamına bakıp, üzerinde durmak.

Soru tiplerine yönelik çalışmalar

Dilbilgisi ve kelime çalışırken, bir yandan da yapmamız gereken iş soru tiplerine yönelik çalışmalar yapmaktır. Sınavdaki direk olarak dilbilgisi ve kelimeye yönelik sorular haricinde kalan kısımlar, sınavın okuduğunu anlamaya yönelik olan sorulardır.

Yukarıda belirttiğimiz soru tipleri üzerine kendimize günlük hedefler koyarak, o hedeflere yönelik yeterli sayıda soru çözmemiz şu amaçlar için çok önemlidir;

– Sınav soru tarzına aşinalık kazanmak, yani sınav soru tarzını anlamak

– Hangi soru tarzında ne kadar eksiğimiz olduğunu belirlemek

– Eksik olduğumuz soru tarzı üzerine giderek geliştirmeyi hedeflemek

– Her gün veya gün aşırı soru çözerek, soru çözme hızımızı artırmak

Bu bahsettiğimiz etmenler, soru tiplerine yönelik yapmamız gereken çalışmanın ana temellerini oluşturmaktadır.

Türkiye’de dil öğrencisi olmak nasıl bir deneyim?

           

            “Türkiye, gelişmekte ve değişmekte olan bir ülke. Ancak, hala yıkmamız gereken belli başlı tabular olduğunu düşünüyorum. Bunlardan biri de meslek ve alan seçimi. Dil öğrencisiyken geçirdiğim süreden öncesi benim için sınava hazırlandığım dönemden çok daha zorluydu. Dil alanını seçmek istediğimi söylediğimde beni destekleyen çok insan bulamadım çevremde. Kendimi kanıtlamak için sıradan bir eşit ağırlık/sayısal öğrencisinden çok daha fazla emek sarf etmem gerekti.

            Şu an bazı şeylerin değiştiğini görüyorum ve bu beni çok mutlu ediyor. Günümüzde Türkiye’de dil öğrencisi olmak her zaman olduğundan daha değerli. Lise ve ortaokul öğrencileri her geçen gün yabancı dil öğrenmeye biraz daha hevesleniyor. Gittikçe büyüyen global ağların bir parçası olmak için artık yabancı dil bilmek çok önemli bir şart. Yaşam sınırlarını genişletmek ve ufkunu açmak isteyenler için de yabancı dil çok ideal bir seçim. Dil öğrencisi olmak bir bakıma kendinize yenilikçi ve fırsatlar dolu bir yol açmak demek.”

Beril Huri-Bilkent Üniversitesi(İngiliz Dili ve Edebiyatı)

 

            “Türkiye’ de dil öğrencisi olmak aslına bakılırsa insanı iyi ve ayrıcalıklı hissettiren bir duygu çünkü bildiğimiz gibi ülkemizde dil eğitimi çok iyi verilmemekle beraber öğrenciler de dil öğrenmenin üzerine düşmemektedir. Kısıtlı şartlar altında kendini dil alanında geliştirmenin, bir yerlere gelebilmenin biz dil öğrencilerini ayrıcalıklı ve avantajlı bir duruma getirdiğini düşünüyorum. Aynı zamanda genelde dil öğrencisi her türlü sosyal aktiviteye, uğraşa daha çok ilgi duyup daha çok vakit ayırıyor ve fikir, düşünce yapısı bakımından daha yaratıcı bireyler olarak yetişiyoruz. Tüm bunlar bize ayrı ayrı deneyim katıyor. Farklı kültürlere, inançlara daha açık hale geliyoruz. Bize farklı insanlarla tanışma fırsatı sunuyor.”

                        Celile Karagöz- Hacettepe Üniversitesi(İngilizce Öğretmenliği)

 

            “Açıkcası Türkiye'de öğrenci olmak acı bir deneyim dil öğrencisi olmak çok daha acı bir deneyim doğrusu çünkü yabancı dil branşına olan önyargı çok büyük ve ayrıca yeterli imkan ve çeşit (çince, rusça, japonca vb) mevcut değil. Bu durum ister istemez insanları ve öğrencileri bu alanı seçerken kısıtlayan bazı faktörler olarak yer alıyor.”

Utku Çakır- Hacettepe Üniversitesi(İngiliz Dili ve Edebiyatı)

“Ülkemizde yabancı dil bölümü maalesef çoğunluk tarafından dışlanan, hor görülen bir bölüm. Bu bölümü okuyanların analitik zekâya sahip olmadığı, amacının rahat olmak, çok iş yapmadan para kazanmak olduğu düşünülüyor. Aynı zamanda çoğu okul (liseler) dil bölümü açmamakta, açtığı takdirde de yeterli kaynak sağlamamaktadır. Fakat aslında yabancı dil, bir ülke için çok önemlidir. Doktorluk, avukatlık, mühendislik gibi toplum tarafından kabul gören mesleklerin yanı sıra bir

ülkeyi yüksek seviyelere taşıyacak olan kişiler yine yabancı dil öğrencileridir. Öyle ki bizler ülkemizin dünyaya açılmasını sağlayacak, onu layıkıyla tanıtacak, geliştirecek kişileriz. Bu yüzden eğer dil bölümünde okuduğu için hala şüphe içinde olanlarınız varsa, kesinlikle olmasın lütfen.”

Beyza Özdemir- ODTÜ(İngilizce Öğretmenliği)

 

            “Türkiye’de dil öğrencisi olmak dezavantajları ve avantajları olan bir deneyim. Günümüzde gittikçe yaygınlaşan dil bölümü, yabancı dil öğrenme konusunda yetenekli öğrencilere faydalı olanaklar sağlarken bölümle ilgili yeterince bilgisi olmayan kişilerin ön yargılarıyla karşılaşma ihtimalini de barındırıyor. Özellikle ebeveynlerin ön yargısı dil öğrencileri için oldukça büyük bir dezavantaj.”

Yasin Büyükaslan-Gazi Üniversitesi(İngilizce Öğretmenliği)

 

            “Öncelikle nüfusun büyük bir çoğunluğunun ingilizce seviyesinin düşük olduğu bir ülkede dil öğrencisi olmak çok avantajlı ve havalı. Tanımadığınız insanlar, akrabalarınız okuduğunuz üniversite ve bölümü sorduğunda ingilzice öğretmenliği dediğiniz an çok iyi cevabını aldıktan sonra hadi ingilizce konuşsana, sen İngilizce öğretmenliği okuyorsun der. Çoğumuz lise yıllarında dil sınıfında okusa da konuşma ve yazma üzerine pek yetenekli değiliz ayrıca üniversite sınavının da konuşma ve yazma yeteneğiniz ile bir alakası olmuyor sadece çoktan seçmeli sorular, okuma-anlama yeteneği ve biraz dikkat. Okuduğum üniversiteden memnunum çok güzel bir yerde ve kampüsü fena değil. Kampüsten ziyade şehir ve öğrencilerin bulunduğu konum denize yakın olduğu için insanı çekiyor okuduğum üniversite. Okuduğum bölümün artıları ve eksilerine gelince eksilerinden çok artıları var fakat eksilerinden en önemlisi çoğu dilci üniversite’ye geçince konuşamıyor ve yazamıyor bu çok büyük bir sıkıntı. İngilizce öğretmenliğinin geleceği çok parlak, bu bölümü okuyan insan işsiz kalmaz elbet bir iş bulur ( Tabi amacınız sadece iş bulup memur olarak çalışmak ise). Tercih dönemine gelirsek matematik yapamayan insanların YDT de full çekse bile yüksek mertebedeki üniversitelere gidemediği bir sınav sisteminde olduğumuz için bu dönem aşırı önemli çünkü bu durumdan kendim de muzdarip oldum. Realist düşünerek sıralamanıza yakın tercihler yapmalısınız arada en fazla 2-3k sıralama oynamalı. Ayrıca öğretmenlik istiyorsanız şehrin de bir önemi olmuyor. Benim pek bir seçeneğim yoktu çünkü tercihlerim boş çıktıktan sonra Ondokuz Mayıs Üniversitesine ek tercihler ile gittim. Benim önceliğim yurt değil de eve çıkmaktı ama sizin ilk yılınız olacaksa etrafı tanımak, alışmak, arkadaş edinmek için en azından ilk senenizi yurtta geçirmenizi tavsiye ederim. Barınma vs gibi ihtiyaçlarınızı da üniversite yıllarınızda ailenizden ayrı olarak kendiniz karşılayacağınız için eşsiz bir deneyim olacak sizin için, özellikle de ailesinden ilk defa ayrılacak öğrenciler için. Kendi ayaklarınızın üzerinde durmayı öğreniyorsunuz ister istemez ve bu durumlar, tecrübeler sizi inanılmaz bir derecede olgunlaştırıyor bundan emin olabilirsiniz.”

Ramazan Akkaş-Ondokuz Mayıs Üniversitesi(İngilizce Öğretmenliği)

 

            “Ben zor bir deneyim olduğunu düşünüyorum çünkü yeterince önem verilmiyor ve TM/MF okumaktan daha masraflı olduğunu düşünüyorum.”

Elçin Ak-Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi (İngilizce Öğretmenliği)

 

            “Türkiye 'de dil öğrencisi olmanın hem avantajlı hem de dezavantajlı yanları var tabiki dil öğrencisi olmak bir farklılıktır bence başka bir dil öğrenmek seni herkesten farklı kılar.Avantajlı yanı dil öğrenmek istersen Türkiye'de birçok kurs var dershane var rahatlıkla öğrenebilirsin ancak dezanavantajlı yanı ise bunlara gücü yetemeyen ve dil öğrenmk isteyen öğrenciler için yeteri kadar dil bölümünün olmaması. Okullarda bu sayının bi sayısal ya da eşitağırlık öğrencisine göre az olması.”

Eda Şimşek-Kırıkkale üniversitesi (Mütercim-Tercümanlık-Arapça)

 

“Öncelikle Türkiye' de dil öğrencisi olmak diğer bölümlerde öğrenci olmaktan daha zor çünkü okuduğunuz dil bir kere ana diliniz değil ve çevrenizde bu dili profesyonel bir şekilde konuşan çok az insan var. Bu durumda kendinizi sürekli geliştirmeli ve emsallerinizden bir adım önde olmak zorundasınız. herkesin bu dili öğrenmeye başlamasıyla beraber profesyonelliğin bile yeterlilik bakımından az olabileceği durumuyla karşı karşıyasınız. Okul hayatınızın her döneminde alanınız hakkında gelişmeli ve kendinizin her daim farkında olmalısınız.”

Gökçe Selen-Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi (İngilizce Öğretmenliği)

 

            “Türkiye’de dil öğrencisi olmak hem çok güzel, hem de çok zorlu bir deneyim. Güzelliği bu işini yapan kişi sayısının az olmasından mütevellit sizin değerli olmanız ve az bulunur bir disiplinde, az bulunur kişi olabilmeniz. İronik bir şekilde zorluğu da bu alanın bilinmemesinden ileri gelir. Herkes dil hakkında doğal olarak bir fikre sahiptir ve bu konuşulur ancak bir disiplin olarak dil, ülkemizde yeni yeni kabul görmeye başladığı için gerek halk, gerekse işverenler tarafından anlaşılamamak zorlayıcı bir durum. Ülkemizde yeniliklere karşı kuşanılan durağanlık, yeniliği reddetme durumu biz dilcileri çok zorluyor. Hem bilim camiasında hak ettiğimiz ilgiyi göremiyoruz, hem de yaptığımız işin önemi anlaşılamıyor. Fakat en başta söylediğim gibi bu işin öncülerinden olmak, biricik olmak aslında en büyük mükafat ve halk tarafından anlaşılsak da anlaşılmasak da dil bilen insana duyulan ihtiyaç asla bitmeyecek.”

Mahmut Sami ACAR- Ankara Üniversitesi (Dilbilim)

           

           

“Lisede dil öğrencisi olmanın bir sürü avantajı ve dezavantajı var. Avantajlarından biri az kişilik sınıflarda özel ders gibi öğrenim görmek bu bir öğrenci için önemli bir şey çünkü eğer birsorun varsa ya da anlamadığın bir şey olduğunda hocaya sormak daha kolay ve kendini daha rahat hissediyorsun her öğrenci bilir ki eğer derste hoca bir konuyu anlatıysa ve sen

anlamadıysan herkesin içinde hocam ben anlamadım bir daha anlatır mısınız demek zordur. Az kişilik bir sınıfta okuduğunuzda çok çekinmiyorsun söylemekte mesela ben üç kişilik bir sınıfta öğrenim gördüm ve anlamadığım bir konu olduğunda hocam ben anlamadım demek daha kolaydı. Bir diğer avantajı ise ilgi genellikle sadece İngilizce hocaları olur ama sizin çok üstünüze düşerler her şeyinizle ilgilenmeye çalışırlar size kaynak bulmak için uğraşırlar o konuda gerçekten çok şanslıydım çünkü hocam bize çeşit çeşit kaynak getirir ve çözmemizi isterdi. Okulda az kişilik bir sınıf olmak her zaman avantajlıdır bence çünkü diğer sınıfların katılamadığı etkinlik veya bir gösteriye girebiliyorsunuz. Ama tabi ki de dezavantajları da var mesela sayısalla gösterilen ilgi alsa bir dil öğrencisine gösterilmez eğer normal bir Anadolu lisesine gidiyorsanız tabi, insanlar siz garip şeyler söyleyebilir mesela siz öğretmenden başka ne olabilirsiniz ya da siz ne çalışıyorsunuz ki çok basit tek ders sadece gibi ama benim fikrimi sorarsanız bizim işimiz daha zor çünkü sayısallar ve eşit ağırlıklar gayet popüler ve aslında baktığınızda ellerinin altında her şey bir kitap bulmak için çok araştırma yapmaları gerekmez, ama bizde kaynak bulmak onların ki kadar kolay değil ve gerçekten ben çözecek kitabım kalmadığını ve kaynak bulmak için zorlandığım dönemleri hatırlıyorum. Ama maalesef insanlarda dil okumak kolaya kaçmaktır gibi bir genel algı var.Siz sakın bu algı yüzünden okumak istediğiniz şeyden vazgeçmeyin. Çalışma şeklime gelirsek genellikle soru çözerek kendinizi geliştirebilirsiniz benim avantajım soruları çözer ve yanlışlarımı hemen öğretmenime sorardım. Hemen doğrusunu öğrendiğinizde yanlış bilgi yerine doğru bilgi kafanız da kalıyor. Belirli saatlerim yoktu sabah okulda soru çözerdim akşamda çözebileceğim kadar soru çözmeye çalışırdım konu tekrarlarını hocamdan isterdim ki çalışırken yanlış bir şey öğrenmeyim diye baya sıkı bir çalışmayla istediğiniz yere gelebilirsiniz ama dil nankördür tekrar o yüzden önemli bir nokta çok fazla detayı olduğu için unutmak kolay oluyor bu yüzden tekrar önemli.”

Ayça Kumbasar-Bilkent Üniversitesi (İngiliz Dili ve Edebiyatı)

 

 

“Türkiye'de Dil öğrencisi olmak sanıyorum ki diğer ülkelere bakacak olursak biraz

daha zor. Aslında zor olmasının sebebi çoğu zaman dille ya da verilen eğitimle alakalı olmuyor. Çevre, Aile ve Alan faktörlerinin bu konuda daha çok etkili olduğunu düşünüyorum. Ülkemizde ne yazık ki daha çok Matematik, Fizik, Kimya derslerine önem veriliyor ve ancak öğrenciler bu derslerde başarılı sağlarlarsa bir geleceğe sahip olabilecekleri düşünülüyor. Bu dersler el üstünde tutuluyor ve ön planda öğrenilmesi isteniyor. Bu dersleri de ancak 'Dil ' aracılığıyla öğrenebiliriz. Bu yüzden dil yadsınamaz bir olgudur.Bir dil , bir lisan , bir insan. Dil 

farklı kültürleri öğretmekle kalmıyor aynı zamanda da bir çok farklı yönünüzü keşfetmenizi sağlıyor. Fakat buna önem gösterilmediği , Türkiye'de olduğumuz için sadece 'Türkçe' konuşmanın yeterli olduğu düşünüldüğü için maalesef ülkemizde bir dil öğrencisi olmak zor.”

Esra Ceyhan-Gazi Üniversitesi(Almanca Öğretmenliği)

 

Türkiye'de dil öğrencilerine her ne kadar gerekilen özen gösterilmese de, çok dikkat edilmese de ve sunulan iş imkanları sınırlı olsa da burada dil öğrencisi olmak güzel. Özellikle son zamanlarda dile olan ilgi ve dil bölümlerinin büyük oranda revaçta olmaya başlaması bu durumu daha da güzelleştiriyor. Ama kötü bir yanı varsa o da kesinlikle küçüklüğümüzden beri aldığımız eğitimin pratiğe dayalı olması değil de ezber üzerine olmasıdır. Bu yüzden pek çok öğrenci temeli yetersiz yetişiyor ve dile ilgi duymuyorlar.

Hatice Çobanoğlu-Ankara Hacı Bayram Üniversitesi (Rus Dili ve Edebiyatı)

 

           

Okuduğunuz üniversitede öğrenci olmak nasıl bir deneyim?

 

            “Halihazırda üçüncü yılımı bitirdim Bilkent’te ve söyleyecek çok şeyim var. İlk soruda bahsettiğim Türkiye’de tabular konusuna tekrar değinmek istiyorum. Özel üniversiteler yanlış tercihler değildir. Bu yaygın inanışı Türkiye’de eğitim alanında özelleşmenin geç başlamış olmasına bağlıyorum ama artık bunu yıkmanın vakti geldi.

            Hala, çoğu lise öğrencisinin tam bursa hak kazanmasına rağmen özel üniversitelere direndiğini görüyorum ve ne yazık ki ben de üç yıl önce onlardan biriydim. Geçen 3 yıl içinde çok şey deneyimledim ve akademik bir kurumun sahip olması gereken niteliklere aşina durumdayım. Üniversite seçerken sahip oldukları kaynaklara bakmak çok önemli. Gerek İngiliz Dili ve Edebiyatı gerek Dilbilimi okuyun, okuduğunuz kurumlar sizden 4 yıl boyunca onlarca “essay” yazmanızı ve araştırma yapmanızı isteyecekler. Bunları yerine getirebilmeniz için çeşitli ve güvenilir akademik veritabanlarına ulaşımınız olması gerekiyor. Benim için iyi bir üniversite, zengin bir veritabanı ve kütüphane demek. Bunlara sahip olan bir üniversitede okuduğunuzda başarılı olmanız ve kendinizi geliştirebilmeniz çok daha rahat. Bilkent de bu üniversiteler biri. Ayrıca okulun maddi imkanların getirdiği başka artılar da var; başarılı ve alanında uzman profesörler, ücretsiz ulaşım sağlayan servisler, temiz ve yeşil bir kampüs.

            Bunu negatif bir özellik olarak görebilir miyiz emin değilim ancak Bilkent şehir merkezine biraz uzak. Olumlu yanı ise Bilkent’in çevresinde onlarca market, mağaza, restaurant, hastane ve spor merkezleri mevcut. Ayrıca tüm öğrencilerin ücretsiz yararlanabileceği 7/24 açık bir sağlık merkezi var. Kampüs üniversitesinde okumanın avantajlarından biri de tüm ihtiyaçlarınızı ufak bir alanda karşılayabiliyor olmanız.

            Tüm bunların yanında, bir dil öğrencisi olarak eğitim dilinin İngilizce olduğu bir kurumda okumak çok değerli. Devamlı pratik yapma imkanınız oluyor. Ayrıca Bilkent, diploması sadece Türkiye’de değil yurtdışında da değerli olan bir okul. Uluslararası alanda saygınlığı olan bir okulda okumak da kariyerine yurtdışında devam etmek isteyenler için çok ideal.”

Beril Huri-Bilkent Üniversitesi(İngiliz Dili ve Edebiyatı)

 

           

“Okuduğum üniversitenin imkanları çok geniş ve öğrencilere kendini geliştirmek için çeşitli fırsatlar sunabiliyor.sunabiliyor. Eğitime ve mesleki gelişime dair seminerler düzenlenmekte, konuyla alakalı kendini geliştirmiş, yetiştirmiş, alanında uzman kişiler çağrılıyor. Türkiye’de geniş bir kampüsü bulunan sayılı üniversitelerden biri olması da öğrencileri farklı aktivitelere yönlendirebiliyor ve böylece öğrenci kendini sadece derslerle kısıtlamayıp aynı zamanda sosyal hayatına da devam edebiliyor.”

Celile Karagöz- Hacettepe Üniversitesi(İngilizce Öğretmenliği)

 

 

            “Okuduğum üniversite gerçekten kaliteli bir üniversite. Ben Hacettepe üniversitesinde öğrenim görüyorum ve gerek sosyal imkanlar olsun gerek öğrenci programları olsun birçok anlamda kendini geliştirmiş bir üniversite. Sosyal çevresi, kültürel, sanatsal ve spor aktiviteleri zengin bir yer. Kütüphanesinin bazen yetersiz kalabilmesi (fiziksel kapasite bakımından), yemekhanede artan yemek ücretleri ve okul içi konaklamanın maddi yönden biraz zorlayıcı olması dışında gayet iyi bir üniversite.”

Utku Çakır-Hacettepe Üniversitesi(İngiliz Dili ve Edebiyatı)

 

           

“Öncelikle okul kesinlikle akademik olarak sizi destekler, eğer bir projeniz,fikriniz varsa ve değerliyse mutlaka yardımcı olacaklardır. Hocalar gayet kalitelive bilgilidir. Doktor, Doç. Doktor gibi unvanları vardır ve çoğunlukla yurtdışı görmüşlerdir, vizyonludurlar. Bol bol seminerler verilir okul içerisinde, rahatlıkla girip bilgilenebilirsiniz. Ayrıca akademik konuşma, yazma ve sunum yapma dersleri okuldaki bütün bölümlere verilir dolayısıyla mezun olduğunuzda donanımlı olarak çıkarsınız. Erasmus ve Erasmus staj gibi programları vardır, nereye gittiğiniz fark etmez muhakkak faydalanın. ODTÜ’de okumuş olmak iş başvurularında sizlere bir artı sağlayacaktır.

            Kampüsümüzün kendisi başlı başına bir şehir gibidir, içinde her türlü imkân bulunur. Modern ve yenilikçidir. Yemeğinizi isterseniz okulun yemekhanesinde, isterseniz okulun içindeki herhangi bir yerden yiyebilirsiniz. Devasa olmasına karşın kampüs içinde ulaşım çok kolaydır 10 dakikaya bir ring bulabilirsiniz.Ayrıca A1 ve A2 kapılarından metroya ve A4 kapısı çıkışından otobüse binebilirsiniz. Aynı zamanda kampüs içine Kızılay’a giden dolmuş ve otobüs gelmektedir.

            Okulumuzda birçok topluluk mevcuttur ve aktiftirler, okulda mutlaka bir topluluğa katılın sizi çok geliştirecektir. İstemeseniz bile sosyal olursunuz, herkes birbirine karşı yardımseverdir, saygılıdır ve birbirlerinin haklarına çok önem verirler. Düşünceyi ifade özgürlüğü vardır, başkalarına karışmadığınız sürece istediğinizi yapmakta serbestsiniz. Kampüs hayatımız eğlencelidir, tiyatrolar, konserler, şenlikler, yarışmalar, müzikaller, resitaller olur, her türlü aktivite yapılır kendi ilginize göre bir şeyler bulmanız çok kolaydır. Spor salonları, basketbol sahaları, tenis kortları ve olimpik havuzu mevcuttur.

            Okula girdiğiniz zaman fark edeceğiniz ilk şeylerden biri de okuldaki insanların düşünce tarzları olacaktır. İnsanlar açık görüşlü ve moderndirler. Dışarıda bunlara pek rast gelemeyebiliyoruz bundan dolayı kampüs içi ve kampüs dışı hayat çok farklıdır, okula geldiğinizde burası Ankara mı diye düşünebilirsiniz.

            Okul gerek sosyal gerek akademik imkânlarıyla tamamen sizi geliştirmeye ve hayata hazırlamaya odaklıdır, ODTÜ’de okumanın dedikleri gibi gerçekten bir ayrıcalık olduğunu buraya gelince anladım. Gelmeden önce okul hakkında hiçbir bilgim yoktu ve tamamen tavsiye üzerine gelmiştim. Hedefim Boğaziçi’ydi, fakat şu an daha iyi bir derece yapacak olsam kesinlikle yine ODTÜ’yü tercih ederdim.”

Beyza Özdemir-ODTÜ(İngilizce Öğretmenliği)

 

            “Gazi üniversitesi, akademik açıdan öğrencilerin faydasına olan uygulamalara sahip ve yine akademik kadrosu öğrenciler için oldukça tatmin edici. Siyasi oluşumların boyunduruğu sürse de ülkeye en büyük faydayı yaptığı işi iyi yapmak olarak benimseyen öğrenciler için büyük bir tehlike arz etmiyor. Tabiki bu tarz oluşumların olumsuz yönleri mevcut fakat öğrenci olarak elinizden çok bir şey gelmiyor.”

Yasin Büyükaslan-Gazi Üniversitesi(İngilizce Öğretmenliği)

 

            “Kesinlikle zor veya sıkıcı değil. Öğretmenleri çok iyi eğitim almış insanlar ve sosyal olarakta birçok seçenek sunan bir okul.”

Elçin Ak-Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi (İngilizce Öğretmenliği)

 

            “Okuduğum üniversitede öğrenci olmak güzel. Başta önyargılı yaklaşsam da sonradan eğitiminin bizim için faydalı olduğunu anladım. Önemli olan üniversite değil eğitimi bence. Bizim bölüm için konuşacak olursak eğitimi gayet verimli.Yabancı hocalrımızın olmasıda bi avantaj tabiki.”

Eda Şimşek-Kırıkkale üniversitesi (Mütercim-Tercümanlık-Arapça)

 

            “Okuduğum üniversite Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi. Kulağa biraz yetersiz gelebilir fakat öğretim üyeleri açısından öğrenciye gayet yeterli bir okul. Lakin her şeyi okuldan beklemekte üniversite sınavını kazanmayı sadece dershaneden beklemek gibi bir şey. kendinizi geliştirmez ve sadece okula gidip gelerek istenen ve beklenen seviyeye ulaşamazsınız. Okuduğum üniversite öncelikle öğretim üyeleri ve idaresiyle beraber öğrencileri için her kapıyı açmaya gönüllü. Tabi ki elinden geldiği ve imkanları yettiğince. Dil açısından yine sadece okulda bitmiyor her şey; okuma, yazma, konuşma, dinleme gibi temel İngilizce gerektiren dersleriniz olacaktır ve İngilizce bilen biri olarak kendinizi gösterebileceğiniz ve hatta gelişmekten hiç vazgeçmemeniz gereken önemli derslerdir.”

Gökçe Selen-Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi (İngilizce Öğretmenliği)

 

           

“Okuduğum üniversite, Ankara Üniversitesi. Ülkemizdeki üniversiteler ile kıyaslandığında gerek sosyal, gerekse bilimsel manada oldukça iyi bir görünüm sergiliyor. Özellikle benim eğitim gördüğüm Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi adeta bilim yuvası ve farklı zihinlere, düşüncelere kapılarımız her zaman açık. Fakat bütün olarak bakıldığında okulumuzun farklı bölgelerde kampüslerinin oluşu bir dezavantaj ve herkes her kampüse giriş yapamıyor, öğrenci hakları açısından da bir ODTÜ kadar geniş haklara sahip değiliz.”

Mahmut Sami ACAR- Ankara Üniversitesi (Dilbilim)

 

            “Bilkent Üniversitesini ilk kazandığım da herkes çok güzel üniversite deyip durdu ve aşırı büyük umutlarla gittim ki beni yanıltmadı eğer gerçekten başarılı bir öğrenci olmak

 

Anasayfa
Üye Girişi Yap
Sepetim (0)
Kitaplar
Paragraflar
Blog
İletişim